Dündar’ın Ölümü

Bazı işlerim için Antalya'da bulunuyordum. Gençlerden bir grup "Sizlere ömür, Dündar Ağabeyi kaybettik" dediler...  "- Ne?!. Ne zaman?!" diyebilmişim.. İlâve ettiler:  "- Şimdi radyo söyledi..."  Gençler bana bakıyordu, ben onlara... Hepimizin nutku tutulmuştu.  Dündar Ağabey, Dündar Bey, Taşer, Komutan, Binbaşım... Gençler arasında buisimlerle anılırdı. Bu kadar özel, güzel vasıfları olan bir adam... Nasıl ölürdü?.

Gün Sazak

Gün Sazak Şehid Edildi... Evet, "Mavi Gömlekli Şeytan" istediğin oldu. Aziz Gün Sazak da öldürüldü. Kulislerde bir Babrak Karmal kahpeliği ile Türk milliyetçilerine kin ve öfke kusarken, şimdi sahnede sahte üzüntü mesajları yazıyorsun. Seni iki yüzlü kahpe dölü! Akıttığın bunca milliyetçi ve ülkücü kanına rağmen, halâ doymadın mı? Nedir? Nedendir bu bitmez

Dava Arkadaşım

Bu yazıyı kaleme alan arkadaş bana sordu. "Ne ile nasıl başlıyalım" ona dedim ki: Başlangıcımız da Necip Fazıl sonumuz da Necip Fazıl. Çünkü Necip Fazıl'la kimse mukayese edilemez ve Necip Fazıl kimseye benzemeyen bir adam idi. Şerik kabul etmezdi. Kendisiyle uzun bir arkadaşlığımız var. Bu arkadaşlık alelade düz bir arkadaşlık

3 Mayıs Türkçülük “Bayramı”

Bayramlar sevindirici olayları anmak amacıyla kutlanır. Oysa bundan 62 yıl önce bir 3 Mayıs günü Ankara’da milliyetçi gençlik, hükûmetin II. Dünya Savaşı’nın doğulu gâlibine yaranma politikasına kurban edilmiş, kolluk kuvvetleri tarafından cebren dağıtılmış; bu olayların ardı sıra geniş çaplı bir tutuklama harekâtı gerçekleştirilmişti. Bu dönem, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin milliyet fikrine

Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik

Kültür değişmesini de ardında sürükleyen Batılılaşma ve Modernleşme süreci, Türkiye’de geniş anlamda çalkantılar halinde devam etmiştir. Cumhuriyetin kurulması ve çaşitli inkılapların yapılması da, yeni çalkantıları beraberinde sürüklemiştir.  Ne aydınlarımız, ne de halkımız tek istikametli, inkılapların ruhuna uygun, yeni durumu kavrayacak birlikteliği oluşturamamıştır. Varolan yeni durum; bana göre ilmi dayanağı ihmal

CEVHER PAŞA FORVETTE

Mel Gibson’un kırkta biri kadar yakışıklı değildi. Ama bir ülke, bir özgürlük için savaşacak kadar yiğit bir adamdı. Önceleri Kremlin’in bir generaliydi, adını kimse bilmezdi. Sonra, Çeçen cihadı başladığında O’nu ekranlarda, sayfalarda görmeye başladık. Hep o şeriat yeşili sancağının önünde yapardı bu toplantılarını. Semiz gerdanlı, parlak ray-ban gözlüklü NATO kanadı generallerine

İbrahim Müteferrika

1942’den beri Galata Mevlevîhânesi hazîresinde medfun olan ve yaşadığı devirde Basmacı lakabıyla tanınıp Tercüman İbrâhim Efendi olarak anılmış ve günümüzde yaygın olan unvânı, dergâh-ı âlî müteferrikalığı[1] vazifesinden gelen, Türk matbaasının kurucusu. Günümüzde Romanya’nın Cluj şehri olan, Erdel’in Koloszvar şehrinde dünyaya geldi. Macaristan’da matbaacılık alanında çalışmalarıyla bilinen teslîs[2] karşıtı Unitarius mezhebine

NEV-ZUHÛR KAVİMLER VE KAVMİYETÇİLİK

   [Bu yazı, muhatabına yazılmıştır.] "İslamcı" düşünce, siyasî hareket olarak Allah'ın dininin adını taşıyor olmasının da verdiği rahatlıkla olsa gerek, "İslamcı" adını taşımayan bütün siyasî ve fikrî akımları "İslam dışı" olarak nitelendirdi. Bu konuda en ağır eleştirilere konu olan siyasî hareket ve fikir akımlarının başında Türk milliyetçiliği yer aldı. "Kavim" mefhumunu "millet",

Sosyalizm İhtikârı

Sosyalizm, fikir ihtikârına en yatkın kelimelerden biridir. Rahatça sağa da, sola da çekilebilir. Komünizme de gider, Nasyonal Sosyalizme de. Devletçiliğin her şekil ve derecesine bağdaşır. Sosyal olan her davranışa sosyalist demek mümkün olduğu için bu umumiliğin ve kaypaklığın zararlı ve tehlikeli olduğu haller vardır. Asrımızın en büyük sosyalist yazarlarından Henri de

En Ciddi Meselemiz; Ahlak!

''Bu ülkenin iki büyük problemi vardır; birincisi ahlak, ikincisi ciddiyettir.''                                                                                                                                             M. Tayfun Amman                                                       Ahlak, şüphesiz bir insan için ondan fevkalade bir övgü yoktur yeryüzünde. Ahlak, ciddiyeti hiçbir devirde, hiçbir mekânda kaybolmayan meselelerden biri. Ahlak; üzerinde çok defa düşünülmüş bir ilim, insan ruhunda çok defa nadide eserler ortaya koymuş bir sanat,

Yukarı