SON BAŞBUĞ

Bugün Ankara’da soğuk bir rüzgâr
Bugün Ankara’da beyaz hüzün var
Umudumu yere vurdu ilkbahar

Düşlerim zemheride kaldı artık
Gülüşlerim geride kaldı artık

 

Acımı peşimde sürüyen benim
Yetim duygularla yürüyen benim
Ve kar tanesince eriyen benim

Diz vurup toprağa çöküyorum ben
Son Başbuğa öyle bakıyorum ben

 

Ülkümün ufkunda bir gün aşıyor
Tenim yanarken yüreğim üşüyor
Gözlerimden bir damla yaş düşüyor

Gür bir sesle birden irkiliyorum
Gözyaşımı bayrakla siliyorum

 

Ve Başbuğum ilk kez tahttan iniyor
Göğsüm sanki bir okla deliniyor
Yoksulluğum gözümde siliniyor

Diyorum ki; Rabbim sesimi duysun
Başbuğsuz koymasın, babasız koysun

 

Ayrı kalsam, evden, yârandan, eşten
Mahrum olsam yıldızlardan güneşten
Dert değildi, fakat Başbuğ Türkeş’ten

Ayrılmanın yarasını anladım
Ve bugün çöküp erkekçe ağladım

 

Türk’ün çarkı ateşlerle dönüyor
Ocaklarda nice gönül yanıyor
Tanrı Türk’ü çilelerle sınıyor

Gökten yıldızını çekiyor birden
Fakat üç ay doğuyor tam üç yerden

 

Başbuğum sen Hakk ’a erişiyorken
Kürşadlar safına karışıyorken
Cennet’te Hanlarla görüşüyorken

Bozkurtların huzurunda duruyor
Türk Milleti tek ülküye yürüyor

 

Güneş batsa, devrilse de çınarım
Ben elimde dokuz ışık, dönerim
Meş’âleyi yakarım ve sönerim

Çok şükür ki ateşler içindeyim
Ve bu çileli yolda izindeyim

 

Derdim ki; bir destandan çıkıp gelmiş
Sanki tarih seddini yıkıp gelmiş
Atını, börkünü bırakıp gelmiş

Üç hilali kapıp önderim olmuş
İlteriş Kağanca liderim olmuş

 

Eğer gözüm malda makamda olsun
İki elin iki yakamda olsun
Ülküm önde, her şey arkamda olsun

Tereddütsüz bu yola baş koyayım
Bu dünyayı çilehane sayayım

 

Türk’ün ömrü yaşın olsun Başbuğum
Tanrı Dağı taşın olsun Başbuğum
Dualar yoldaşın olsun Başbuğum

 

Ki, Peygamber gönlüdür gül Fâtihâ
Son Başbuğun rûhuna EL-FÂTİHA

 

Ali Kınık, Kısık Sesler Mecmuâ, 3. sayı

Bir Cevap Yazın

Yukarı